Ah İstihza, üzümlü kekim…
Sen Thomson atom modelinden daha değerlisin.
Niçe lamer, niçe script kiddie, niçe ne dolduğu belirsiz ama bir şeyler olacağı belli tip yetişti sayende.
Bir kısmından memnunuz. Bazılarına mecnunuz… Bazılarının gelmişini geçmişini ama, bazılarının hatırı sayılır da…
Sanki Sezen Aksu değil de, Schrödinger “Bir kedim bile yok” demiş gibi…
O iğrenç ve itici sesiyle, “Peki beni kim kızdıracak, kim zar tutacak, Ah İstanbul” diyen Yusuf Hayaloğlu bile hüzün verecek senin yüzünden…
90’ların Doldurulmuş En Güzel Kasedini kaybedecek miyiz yani…
Artık Kadıköy sahaflarında, tesadüfen rastladığımız o 45’lik vinilleri, 80’lerin taş plakları bile, yani…
Ah yanına koyduğum zaman sarısı, ne de çabuk bulaşmış çiğ toplayan yeşillerine…
Hoşça kal yaz yağmuru…
Hoşça kal güz güneşi…