ODTÜ bilgisayar mühendisliğini kazanmak için hangi yol izlemeliyim

Python’ı 3-4 aydır çalışıyorum ve temeli attım. Sizce çok mu uzun sürdü? benim amacım ODTÜ’de bilgisayar mühendisi olmak ve ingilizce ve pythonda öğreniyorum 15 yaşındayım beni kaynaklarla donatabilir misiniz daha tecrübesiz olduğum için sadece chatgpt ile pratik yapabiliyorum okul konuları, ingilizce, python hepsini chatgpt ile planlamaları yapıp çalışıyorum günlüğümde var ama nedense kendimi yetersiz hissediyorum. ben ODTÜ de okumak için 0,2 lik dilime girmem lazım bu yüzden ders çalışmakta önemli ama sanki yapamayacakmışım gibi geliyor çünkü ben 2 yıl okulu bıraktım ve yeniden baslıyorum dubaiye ailevi problemler yüzünden gitmiştik yeniden türkiyedeyim. umarım başarabilirim lütfen daha hızlı ve daha verimli bir plan, kaynaklar ne olursa olsun birşey diyin çok yalnız hissediyorum. sanki uçsuz bucaksız bir yolculuğun içinde kaybolmuşum gibi…

amacın odtü’de okumaksa sadece ders çalışmak önemli. “ama” yok.
python öğrenmekle ve hatta ingilizce öğrenmekle zaman harcamayı bırakabilirsin.

temelden neyi kastetdiğin önemli. dosya işlemleri, web kazıma falan yapabiliyorsan bence hızlı olmuş.

1 Beğeni

Sadece ders çalışmalısın. Başka yolu yok maalesef.

Dostum ben Matematik dersi veren biri olarak sana naçizane bir kaç tavsiyede bulunmak istiyorum. Kesinlikle ders çalışman en önemli kısım. Ancak benim öğrencilerimde gördüğüm hatta çevremdeki öğrencilerde de gördüğüm en büyük problemlerden birincisi stres yönetimi konusunda kimseyi dinlemiyorsunuz. İkincisi ders programlarınızı çok acımasız veya tam tersi esnek yapıyorsunuz. Çözüm kısmına gelirsek, bir hayalin olması en büyük artın. Hayalin için çalışmayı bırakma. Evet ders çalış ama programlama ile ilgilenmek seni motive ediyorsa kesinlikle devam et. Aşırıya kaçma günde bir kaç saat olabilir, haftada bir kaç saat olabilir. Şu an ki okul durumundan bir şey anlamadığım ve genel programını bilmediğim için ayrıntılı bir şey söyleyemiyorum. Ancak özetle seni motive eden sorunlardan biraz olsun uzaklaşmanı sağlayan ne varsa çalışma programının içerisinde kesinlikle o olsun. İkinci sorun ile ilgili olarak, ben şimdiye kadar çok zeki öğrenci ile çalıştım fakat hiç birinin disiplinli çalışan ama ortalama zekası olan birini geçtiğini görmedim. Disiplinli çalışman lazım. Örnek verecek olursak; sınav kazanmaya çalışıyorsun neticede, eksiklerini belirle. Türkçe, üniversiteye giriş sınavında (ileride ismi değişebilir diye genel konuşuyorum.) hep önemliydi öyle de olacak. Her sabah 25-30 soru Türkçe çalışma alışkanlığı kazandır kendine mesela. Her akşam mutlaka gün içerisinde ya okulda öğrendiklerini ya kendi çalıştıklarını tekrar et belki 1-2 saat belki yarım saat. Ama mutlaka alışkanlık haline getir. Alışkanlık, disiplinli olmanın ilk adımıdır gibi düşünebilirsin. Yalnız hissetmeni çok iyi anlıyorum. Hayalleri olup umutsuzluğa düşmeyen 1 kişi bile bulamazsın. Zor bir süreç olacak ama merak etme sonucu gerçekten güzel oluyor. Başarılar dilerim

3 Beğeni

Birincisi,
ODTÜ’de okumak matah bir şey değil.
Kendini bir şeylere bu kadar şartlandırma. Özellikle de kamuya mal olabilecek şeylerin hayalini kuruyorsan…
Öyle ancak kamuspotu olursun bu memlekette ne yazık ki…
Ama elbette çalışma planın için hedefi en yükseğe koy, birinci olmak için çalış mesela, bu seni ister istemez yukarılara çeker.
Ama birinci olmak de mesele değil. Sadece planlamanı ve sonuçlarını garantiler.

Ama ODTÜ bir hedef değildir. Kurumdur.
Üniversite de çok matah bir şey değildir.

İlkokul mezunu olup, mühendisleri bilgisiyle döven ustalar tanıdım.

En önemli şeyin bilgi olduğunu, bilgiye ulaşmak için ise bir bilgisayarın %90 yeterli olduğunu unutma.

Hem GPT de var…

Hepsinden önce bunalımdan çık. “Nasıl çıkılıyor abi? Merdiven mi bu?” dediğini duymaz gibiyim… Zaten kimse de duymaz… En iyisi çık sen. Yolunu bulursun. Çünkü orada devam eden bir yol yok. Yaşadığına göre yol var. Ve devam etmek zorunda olduğuna göre, bulmalısın. Bul.

Efsane aforizmamı tekrar hatırlatıyorum:

" Hayatta daima bir çocuk gibi en skim sonik ayrıntıyı bile soracak kadar meraklı, ortalık yerde altına işeyecek kadar rahat ol"…"

Sonra ODTÜ, zart, zurt… Bunları halledersin yeğen.

1 Beğeni

İkincisi, “Programlamadan programlama öğrenilmez.” Şanyü

1 Beğeni

Hocam ODTÜ Türkiye’de kendi emeğinizle yerleşebileceğiniz ve size tonla şey sunan bir eğitim kurumuydu en azından 5 yıl öncesine kadar.

Amerikalıların Orta Doğu’daki konutların mimari ve diğer anlamlarda sorunlu olduğunu görüp Türkiye’ye bir tavsiye vermesi ile başlar serüven. Boğaziçi de ODTÜ gibi Amerikan tarihlidir, Robert Kolej iflasını verince devlet satın alır ve Boğaziçi Üniversitesi olur. Türkiye’nin en iyi 2 üniversitesi (Sağlık Bilimleri ve MSÜ dışında) olmaları ve ikisinin de Amerika temelli olması garip. Neyse, ODTÜ yoktan var olan bir yer. Başta eğitim verecek yerleri yokken TBMM barakalarında ders vermeye başlıyor. Tabii açılan ilk bölüm mimarlık. Mimarlık öğrencilerini alıyorlar köylere, yardıma ihtiyacı olan yerlere bildiğin işçi olup ev, dernek vs. diktiriyorlar. Direkt uygulamalı eğitim. Bunu dünyada bile yapan yoktur.

TBMM barakalarından zamanla kurtuluyor ve bir yarışma sonucu şu an ülkede görmeye alışık olmadığımız biçimde kendi kampüs mimarisini oluşturuyor ODTÜ. Biraz soğuk bir tasarım, tam Ankara’ma layık. Bunu parasıyla yapan Robert Kolej yani Boğaziçi var (İstanbul Bebek’te dünyanın en iyi manzaraları eşliğinde okursunuz), Gazi var aklıma da başka bir şey gelmiyor. Gazi de Ankara Üni. gibi Atatürk destekli zaten. İsmini anmışken Atatürk’ün ve tüm silah arkadaşlarının ruhu şâd olsun.

Kendine ait mimari ve AOÇ’nin kocaman arazisi, yokluklar derken bir de ne var? İngilizce! İTÜ falan o zaman buna karşı çıkıyor tabii ama bir gün onlar da bunun değerini anlıyor. Gerçi İTÜ hâlâ %30 İngilizce’den öteye geçemedi çünkü öğrenciler %100 İngilizce’yi yapamıyor. Genel not ortalamaları acayip düşüyor.

İngilizce eğitim ile de Türkiye’de bir ilk yarattıktan sonra? ODTÜ idarecileri, akademik kadrosu ve öğrencileri bir olup çölden tek farkının toprağı olan Ankara’yı milyonlarca ağaç ile donatıyor. Şu an bile en büyük kampüslerden olan ODTÜ Kampüsü fazlasıyla ağaca ve yeşil alana da sahip. Ankara için çam ağaçlarından fazlasını sadece kalabalık yerlere koyabilseler de milyonlarca ağaç kurtarmayı bırakın milli değeri olan zeytinlikleri yok eden bir ülkede olduğumuza göre bunun da büyük bir vizyon ve misyon ürünü olduğu ortada.

ODTÜ sınıflarına bir gün girebilirseniz ne kadar tarihi olduğunu, eskiliğini ama kalitesini hissedeceksiniz. Koç’taki gibi tam elektronik sistemler, totişinizi rahat ettirecek koltuklar bulamazsınız ama Koç’taki gibi parayla satın alınabilecek şeylerden ötesini verir ve hissettirir.

Türkiye’de internet de ODTÜ ile başlamıştır. İlk merkezi ağ, mail gibi uygulamalar ODTÜ eseridir. Tabii BTK bu internet yönetimini falan ODTÜ’den söküp almıştır ama olsundur.

İlklerin ilki olan ODTÜ yine bir ilke daha imza atarak ülkedeki ilk Teknokent’i kurmuş, milyar dolarların su gibi dönüp durduğu şirketleri (Aselsan bile dahil) bünyesinde barındırmakta, yeni fikirlere de umut olmaktadır.

Tarihi, ilkleri ve buna bağlı olarak da öğrenci ve öğretmen kalitesi ile Türkiye’de olması da aslında bir artıdır ODTÜ’nün. Büyük işlerde yönetim ve idare rolleri Türk, Kore ve Çin çalışanlarına verilir. Çünkü bu 3 milletin üniversiteye giriş sınavı diğer ülkelerde sınavsız girebiliyor olmanıza karşı çok zordur (İsviçre’de üniversiteye sınavsız girebilirsiniz, tabii bitiremezsiniz). Bu da işverenlerde ağır ve disiplin gerektiren işleri bu 3 milletten birilerine devretme gibi bir huy olduğuna dair duyumum var.

İhsan Doğramacı ise ODTÜ ve dolayısıyla AOÇ arazilerine elini sürmüş, haksız yere Bilkent’i almış hatta Hacettepe için bile AOÇ arazilerinden çalmış olsa da YÖK başkanlığı yapması gibi olaylar yüzünden herhalde hiçbir ceza almamıştır. Bilkent’te, Hacettepe de bizim için bir değer olsa da 3 yıl mezuna kalıp sonra baba paralarının hukuk okuyup sonra bu ülkede hakim savcı olduklarını ve krallar gibi itibar gördüklerini bildiğimiz için durum yavaş yavaş değişiyor gibi. Yine de eski Bilkent o kadar güçlüdür ki büyük adam olur da akademide sağlam yerlere gelirseniz, yurt dışında tanınan tek Türk üniversitesinin ne ODTÜ ne de Boğaziçi’nin olmadığının, Bilkent’in olduğunu görürsünüz.

Bu yüzden ne yap ne et git ODTÜ’lü ol. Olmazsa Boğaziçi, olmazsa İTÜ. Sırf ODTÜ mezunusun diye İK’lar seni alacak zaten. Hiç emek vermeden ODTÜ’de o dersleri veremeyeceğine göre boş ODTÜ’lüleri işe alıyorlar kolpası da yalan oluyor zaten. Hocalarının referansları seni yurt dışına da akademisyen olarak çıkarmaya yeter. Yetmezse de Aselsan kurulduğunda neredeyse tamamen ODTÜ’lülerden oluşuyordu mesela, bu kurumlarda (Yılda 16 maaş + ikramiyeler) rahat iş bulursun. Yeni nesil İK’lar artık direkt üniversite ismine göre adam seçiyor, o yüzden büyük bir artı bu. Sadece köpek gibi ders yapacaksın. 9. sınıftan beri öğretilenleri mantığına göre ezberleyecek AYT matematiği de yalayıp yutacaksın. Şu an ODTÜ CENG’li olmak için son senenin istatistiklerine göre %0,004’lük dilimde olman lazım. Şöyle bir dilime muhtemelen hayatın boyunca bir daha asla giremeyeceksin milyonlarca insanın olduğu bir yarışmada.

ODTÜ benim en büyük hayalimdi. Arkaplanım (Ek-1) dahi ODTÜ’ydü. Sınavı iyi geçiremedim, mezuna kalmama ailem izin vermedi ve ömrümün sonuna kadar içimde bir ukte kalacak. Nasip olur da büyük adam olursam yüksek lisans tarzı bir şey yapacağım torpille olsa bile, sırf ODTÜ ortamını ve ailesini görüp onlarla vakit geçirmek için.

En büyük hayalime, ODTÜ’ye. Bir başka evrende…

Lan olum Üniversite böyle bir şey değil.

Keramet ne ODTÜ de ne başka bir sikkimde(Hindistan da bir eyalet).

Keramet sende.

Yukseklisans yapmak da bir mesele değil.

Hiçbir büyük bilimsel kuram Yüksek Lisans Bitirme Tezi olarak yayınlanmadı.

Artık Üniversiteler öldü zaten bu dünyada.

Hele Türkiye’de, daha da erkenden öldü.

Hayalini bunlar üzerine kurma.

Bunlara sadece, kendini geçindirebilecek kadar para kazanbileceğin meslek hangisi, ona kapak atayım, diye bak.

Hayaller bu olmamalı…

Hayalin “Slogan atıp dağılmak” olmasın…

Devrime giden ise “düz bir Kral yolu” ya da “düz bir Cumhuriyet bulvarı” yoktur…

Bu düzenin en büyük ustalığı, basit hayallerle sizi oyalayıp, sonra onları kırarak umudunuzu çalmak…

Bunları yemeyin.

Bilim hele, asla kurumlara bağlı değildir. Öyle olsaydı tarih ilerleemzdi…

Ve hicbir şey yapamazsan Meslek Okullarına yönel. Ekmek orada.

4 Beğeni

Üniversiteler dünya genelinde gerilemekte olsa da bizim gibi belgelere bakan -ki olmayan belgeleri oluşturmak, olan belgeleri yok etmek bizde meşhurdur- ülkelerde önemlidir.

ODTÜ, Boğaziçi akademisyenleri gerçekten yüksek h-endex’e sahip.

Bir yere girmek için -Aselsan diyelim- size ODTÜ, Bilkent diploması yaramayacak da yazdığınız 3-5 GitHub projesi mi işe yarayacak?

Gerçek dünyada JPMorgan çalışanı olmak için de lisans gerekir, Aselsan mühendisi olmak için de lisans gerekir. CERN, NASA, SpaceX, BlackRock yüksek lisanssız içeri girmenin zorluğu çok yüksek. Bazıları Amerikan Yüksek Güvenlik bilmem ne sözleşmesini falan da şart koşuyor, Solidworks kullanmak için dahi askeri, nükleer herhangi bir proje geliştirmeyeceğinizi, yaptığınız projeleri Solidworks Amerika’ya otomatik olarak gönderdiğinizi ve incelediklerini, yaptığınız hiçbir şeyin Amerika ve müttefiklerine karşı kullanılamayacağını aksi takdirde ciddi yaptırımları olacağını kabul ede ede kullanıyorsunuz. Oysa mühendislerin tasarım, simülasyon için kullandığı öğrencilerin yıllık 60 dolardan alabildiği bir şey.

Kısaca üniversite lisansları, daha doğrusu iyi üniversitelerin lisansları sizi Royal Society’ye sokmaz, Nobel Fizik ödülü de alamazsınız ama ana babanızın Jeff Bezos’a verdikleri gibi 300.000$'ı yoksa ve bir şeyler başarmak istiyorsanız 5 yılınızı üniversiteye vermek çok yanlış bir şey değil.

1 Beğeni

Evlat.

Suan dünya sıralamasında ilk 10 da ve ilk 300 deki üniversitelerden Moleküler Spektroskopi ve çeşitli programlama sertifikaları olan, YL Bilim Sınavında birinci olduğu halde mülakatta elenen(üstelik kendisini bildikleri için bazı profesör hocalarının referans mektubu yayınladığı) biri ile konuştuğuna emin olmanı isterim.

Şuan okuduğu ikinci üniversitede hocası tarafından ısrarla TÜBITAK projesi yapılması istenen, ama kendisine verilen proje ödevlerini sırf bu ahmak sistemde sayıdal bölümden de bir diploma almak için okuyan(projelerini önceden bitirdiği için sadece okulun bitmesini bekleyen), biri ile konuştuğunu ayrıca belirteyim.

Zen sanıyorsun ku, o tül perdenin arkasında ne şekerli entelektüel kaymaklar var…

Hayır Paşam, senin o pamuk kadar beyaz ve yumuşak sandığın dünyanın arkası bir b.k çukuru…

Ben girdim… Eminim burada giren de vardır…

Sen evlat, bu mkodumun kadrolaşmış bürokrat dünyasına en gürültülü potansiyel elektriğinle kendini her gürültünden regule etmiş bir halde girersin, ama onlar seni öyle bir filtreden geçirirler ki, senin değil hayatı yakalamak, anlamak için tanımlayacak bir transdüseri oluşturacak modülasyon bilgisine erişmen bile 2.bir hayatını alır…

Ben anlattığı Opamplar hakkında sonradan “anlattığım dersi şuan sorsanız hesaplayamam” diyen Hoca gördüm…

Ben zaten sana bir yere gir veya girme demiyorum.

Büyütme diyorum gözünde…

3 Beğeni

Bu arada kim sker Nobel’i, Royal Society i…

Jeff Bezos u hele kim sker…

3-5 github projesi bu arada emin ol daha fazla işine yarar…

1 Beğeni

Öncelikle başardıklarınız ve emekleriniz için tebrik ederim.

Üniversitelerin de eninde sonunda sisteme birilerini entegre etmeyi rahatlaştırmak ve sözde bir elit kesim oluşturmak amacıyla vâr edildiklerini biliyorum. Bkz: Harvard, Harvard’a giriş sistemleri ve SAT sınavı.

Ne ODTÜ gibi aslında üniversite olmayan, ülkemizde meslek edindirme kurumundan fazlası olamamış bir kuruma ne de İsviçre’deki ETH Zürih Üniversitesine tapmıyorum. Hatta sırf bunun için sayısal alandan değil eşit ağırlıktan sınava girdim -son 3 ay kala da olsa bu kararı verebildim- ve sosyal ve idari açıdan bir şeyler öğrenip bir yerlere gelebilmeyi amaçladım. Yine de bilgisayar/elektrik-elektronik mühendisi olmak hep bir yerlerde hayalim olacak.

Ben sadece bir nebze de olsa refah içinde yaşamayı mümkün kılan, en azından maddi olarak rahat etmenizi ve bunu her Allah’ın saati düşünmeniz gereken kendi işiniz ile değil de maaşlı, izninizin tatilinizin belli olduğu şekilde yapmanız için bu tür kurumlardan etiketi almayı mantıklı buluyorum. Tabii akademide de işler uzun zamandır yerinde değil gibi, çevremde üniversite okuyan kimse olmadığı için bu denli olayların yaşandığını daha önce duymamıştım. -ODTÜ’de alabileceğiniz derslerin soyadınızın ilk harfine göre belirlenmesi dışında-

Belki de 3-5 GitHub projesi gerçekten daha değerlidir. Ben yine de ikisini de yapıp garantici oynayın derim. Herkes kendi hayatının kaptanı, gemi kendisinin olmasa da.

Senin göbeğin senin kararın yeğen.

Ama unutma, Üniversiteler öldü.

Artık en iyi üniversite GPT gibi LLM modelleri, sonra da internetin geriye kalanı.

Artık okullarda hoca diye bir yerlere getirilen adamların her biri kafakol ilişkisi ile iktidar ya da ona yakın olanların bağlantısı.

Hatta genel olarak iş hayatı da böyle…

Geriye kalanların hepsi, gözden kaçmış önemsiz detaylar veya koca bir illüzyon…

Bu söylediklerimin birer abartma, umutsuzluk vs. olmasını isterdim…

Ama bu gerçeğin kendisi…

Sayısalı gözünde büyütme bu kadar. Sayısal daha kolay gelecek zamanla. Çünkü memeleketi sözelciler yönetiyor. Memleketin her yerini(muhalefet dahil).

Her sene sıralamalar düşer…

Ama bilginin kendisini edinmek…

Bu artık asla Üniversiteden geçmeyen bir yol…

Şimdi,

Alarga kaptan…

3 Beğeni

Büyük adamsın Şanyü, yazdıkların üzerine kendimi internetten öğrenmeye ve üniversiteyi çevre edinmek ve kütüphanesi -internet sayesinde gerek kalmayabilir de-, İngilizce eğitimi için kullanacağım. Akademik beklentilerim zaten sarsıntıdaydı, şimdi biraz para için odağımı üniversite dışına kaydıracağım biraz daha.

Büyük Adam felan değilim lan. Normal kalmaya çalışan biriyim işte. Büyük Adam var bir tane, onun hatırına mücadele ediyorum Türk Gençliği için.

Gencay, akıllı adamsın sen. Kendini kasma, meşhur ata sözümü unutma. O atasözü bir pop memes, bir duvar sözü vs değil. O içinde 5 asır geçmiş bir insanın hayatta yaptığı en iyi tespit olabilir…

İngilizceyi de konuşma kulübü bul. Vardır bedavaya, bulursun bir tane. Orada geliştir. Dil konuşmadan gelişmez. Gramer tablosu çıkar(internette yığınla var), sonra onu ezberle, sonra kilisede zartta zurtta yabancı bul, yabancı arkadaş edin onla konuş. Dil ancak böyle öğrenilir. Bilmediğin her kelime için “vat is mining deet” diye sor, sora sora Bağdat bulunur mu bilmem ama, kelime öğrenilir. Dil öğrenmek bu kadar basit.

Üniversiteyi kesinlikle sadece para kazandıran diplomayı almak ve bağlantı bulmak için kullan. Zaten başka da bir b.ka yaramaz.

Akademi kalmadığı için öyle bir beklentiye gerek yok.

Ama öğrenme azmini hiç kaybetme…

Bu iğrenç, ruhsuz, onursuz dünyada bile öğrenmek için her zaman güzel, ilgi çekici ve anlamaya değer şeyler vardır…

Bilim de zaten anlamaya değer şeyler olduğu için ortaya çıkar.

Büyüklük, gençlerin ve çocukların alabildiğine hür olduğu bir dünyanın büyüklüğüdür.

Ben göremedim, ama umarım sen görürsün o dünyayı yaratan büyüklüğü…

Umudunu kesme, çünkü bizden öncekiler görmüş.

Adam tek çocuk yapmadan her şeyini de millete bırakıp gitmiş…

Umutsuzluk ayıp olur zaten bundan sonra…

3 Beğeni

Dertli gönüllere giren, işte sensin Zeki Müren…

Üniversiteler öldü.
Onu öldüren de biziz.
Şimdi nasıl avuturuz kendimizi?

Ortalık yerde altıma işeyebilecek kadar… Henüz rahat değilim. Hayat bizi de kıvama getirecektir.

Pilecki vazgeçmedi. Ozymandias da sonsuza dek yaşamadı. Selametle saygılar…

3 Beğeni